VARİS TEDAVİSİ

Varis bir toplardamar hastalığıdır. Toplardamarlar, kirli kanı kalbe götüren damarlardır. Toplardamarların, atardamarlardan farklı olarak, kendi içinde kapakçık sistemi vardır. Bu kapakçıklar kanın kalbe gidişine tek yönlü izin verirken, kanın geriye dönmesini engellerler. Kapakçıklarda bozulma olursa kan ayaklara doğru geri kaçar, cilt altında toplardamarları genişletmeye başlar. İşte bu genişlemiş toplardamarlara “varis” denir.

Genetik faktörler, doğum sayısı fazlalığı, hormon etkileri, uzun süre ayakta durmayı gerektiren meslekler, geçirilmiş damar pıhtılaşmaları varis oluşumuna yol açabilir. Özellikle genetik yatkınlık, hastalıkta önemli bir rol oynar. Ailesinde varis olan bir kişi, eğer önlem almamışsa çok büyük olasılıkla hayatının ilerleyen dönemlerinde varis sorunu yaşayacaktır.

Damarlar genişlemesi dışında çoğu zaman ağrı da mevcuttur. Genç kadınlar açısından varisin yarattığı en büyük yakınma; bacaklarda iyice belirgin hale gelmiş olan damarların kötü görüntüsüdür. Kozmetik bir şikayet olarak nitelenebilecek bu yakınmaların dışında varis; bacaklarda kasılma, ağrı, dolgunluk, kramplar ve huzursuzluk, şişlik, renk değişiklikleri ve iyileşmeyen yaralara neden olabilir.

Varis ilerleyici bir hastalıktır. Tedavi edilmezse ülserlere, iyileşmeyen yaralara ve gangrene sebep olabilir. Kangrene kadar bile gidebilir. Varisler içerisinde pıhtılaşmalar, damar tıkanıklıklarına oluşabilir ve akciğerlere pıhtı dahi atabilir. Yakınmalar kadınlarda daha sık görülür. Kadınlardaki hormonal yapının varis gelişimini hızlandırdığına dair bilimsel kanıtlar var. Ayrıca hamilelik dönemi de varis oluşumuna zemin hazırlamaktadır.

Varislere her ne kadar çıplak gözle tanı konulsa da tedavi planı için mutlaka radyolog tarafından “Renkli Doppler Ultrasonografi-RDUS” ile değerlendirilmelidir. Toplardamar haritalandırılması yapılmalı, varise yol açan kapak yetmezliği bulunan toplardamarlar teşhis edilmelidir.

 

Endovenöz Laser Ablasyon Tedavisi (EVLA) ve Köpük Skleroterapisi

2000’li yılların başında Dr. Robert Min isimli Girişimsel Radyolog ve ekibi tarafından ilk uygulama gerçekleştirilmiştir. Kapak yetmezliği olan ana toplardamar, Renkli Doppler US görüntüleme eşliğinde damar içerisine girilerek lazer enerjisi (ya da RF enerjisi) ile kapatılması esasına dayanır.  Böylelikle hasta cerrahi bir müdahale geçirmeden, ameliyata bağlı risklere maruz kalmadan tedavi edilmiş olur. İşlem günübirlik yapılır, ağrısızdır ve aynı gün hasta evine gönderilir. Kapatılan damar zaman içerisinde vücuttan küçülerek kaybolur.
Lazer tedavisinde başarı oranı yaklaşık % 95 civarındadır. Cerrahi yönteme göre avantajları; hastada ameliyat izi kalmaması, genel anestezi gerektirmemesi, hastanede kalma zorunluluğunun ortadan kalkması, kısa işlem süresi, daha yüksek başarı oranları ve daha düşük tekrarlama riski olarak sıralanabilir. Varise yol açan ana neden EVLT ile tedavi edildikten sonra kalan varislere yönelik “köpük skleroterapi” tedavisi uygulanır. Bu tedavide varis içine özel ilaçlar verilerek kapanmaları sağlanır.

Varis tedavisi bittikten sonra hastanın yaşam tarzı konusunda bilinçlendirilmesi ve belirli aralıklarla takip edilmesi gerekir. Bu nedenle hastanın, varise yol açan alışkanlıklar hakkında bilgilendirilmesi, varsa bu alışkanlıklardan kurtulması için danışmanlık yapılması gerekir. Bu amaca yönelik olarak, hastaya çeşitli programlar verilir ve hastanın kilo almasını önleyecek önerilerle, bacak kaslarını güçlendirici düzenli egzersizler hakkında bilgiler verilir. Korunmak amacıyla sauna, hamam, kaplıcalardan kaçınmak, ayak ayaküstüne atmamak ya da dizlerinin katlayıp oturmamak, her gün duşun sonunda ayaklarını soğuk su ile yıkamak, dar kıyafet ve yüksek topuklu ayakkabıları sık kullanmamak yararlı uygulamalardır.