ONKOLOJİK TEDAVİLER

Girişimsel radyoloji; tanı aşamasından tedavi sürecinin neredeyse tamamında onkoloji bölümü ile yakın işbirliği içerisinde çalışır. Rutin taramalarda ya da hastanın yakınmasına yönelik görüntüleme işlemlerinde bir organda yer işgal eden hastalık –kitle saptandığı zaman girişimsel radyologlar ultrasonografi ya da bilgisayarlı tomografi eşliğinde hastalıklı dokudan parça alarak tanı konmasını sağlarlar. Bu tanısal girişimsel işlemler ince iğne aspirasyon veya tru-cut biyopsi şeklinde olabilir.

Tanısı konulan hastada kemoterapi verilebilmesi amacıyla cilt altına girişimsel radyoloji ünitelerinde port kateter, geçici ya da kalıcı kateterler yerleştirilebilir.

Bazı tümörlerin direkt tedavisinde ya da onkolojik tedavileri destekleyici girişimsel işlemler uygulanır. Tedavi olarak karaciğer tümörlerinde kemoterapötik ilaçların direkt tümörün içine verilmesi (kemoembolizasyon ), tümör içine çeşitli iğneler ile direkt girilerek yakılması (radyofrekans (RF) ablasyon, mikrodalga (MW) ablasyon), dondurma, radyoaktif madde tıkayıcı tedavileri, akciğer, böbrek ve kemik tümörlerinde yakma (RF ve MW ablasyon) tedavileri uygulanmaktadır.

Kemoembolizasyon; anjiografi ünitesinde özel kateterler kullanılarak tümörü besleyen en ince uç damara dek gidilerek kanserli dokuya selektif antikanser ilac verme esasına dayanır. Çoğunlukla karaciğer tümörleri için uygulanır ve belli aralıklarla tekrar gerektirebilir.

Tümör ablasyon tedavileri günümüzde giderek önem kazanmakta ve yaygınlaşmaktadır. Temel amaç tümörlü dokuya farklı yöntemlerle hasar vermek ya da ortadan kaldırmaktır. En sık uygulanan organ karaciğerdir. Karaciğerin primer veya metastatik kitle lezyonlarının % 20 kadarı erken evrede yakalanabilir ve cerrahi olarak tedavi edilir. Ancak % 80 kadarı tümör tanısı aldığında ameliyat şansını yitirmiştir ve bu grup ablasyon tedavisi adayı hastalardır. Genel olarak ablasyon yöntemleri; 3 cm.’den küçük tümörlerde küratif (kesin tedavi), 3-5 cm. gibi orta boy tümörlerde ise tekrarlamayı önleyen, yaşam süresini uzatan ve tümörlü dokuyu küçülten tedavi yöntemi olarak ön plana çıkmaktadır.

Teknik olarak lezyonun yeri ve boyutu tespit edildikten sonra ultrasonografi ve/veya bilgisayarlı tomografi klavuzluğunda ciltten girim yapılarak işlem gerçekleştirilir. Lokal anestezi ve hafif sedasyon altında özel kateter ve problar lezyona yönlendirilir ve işlem gerçekleştirilir.

Termal ablasyon yöntemleri akciğer, böbrek, kemik tümörleri için de kullanılmaktadır. Özellikle değişik nedenlerle cerrahi uygulanamayan hastalarda alternatif tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Yaşam süresine katkı sağlaması, kemik ağrılarının giderilmesi gibi faydaları mevcuttur.

Safra yollarının ilerlemiş tümörlerinde kalan yaşam kalitesini artırılması amacıyla tıkanıklığı giderici “stentleme” tedavileri yapılabilmektedir. İleri evre yemek borusu kanserleri ve barsak kanserlerine de benzer şekilde tedaviler yapılabilmektedir.