BİYOPSİLER

Biyopsi, vücuttaki bir organ veya dokudan küçük bir parça alınması ve bu parçanın patoloji tarafından incelenerek tanı konulmasıdır. Tanı konması ve tedavi planlaması yönünden oldukça önemli bir işlemdir. Cerrahi veya laparoskopik yöntemlerle alınabileceği gibi; girişimsel radyologlar tarafından görüntüleme kılavuzluğunda (ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi) küçük bir iğne deliğinden ameliyatsız olarak yapılabilmektedir.

US ve/veya BT ile lezyon görüntülenip işlem planlaması yapılır. Cildin uyuşturulmasını takiben biyopsi iğnesi görerek parça alınacak bölgeye yönlendirilir. Organ veya dokuya göre farklılık göstermekle beraber 3 farklı tip iğne ile işlem gerçekleştirilmektedir:

*İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi: Dokuya ince bir iğne ile girilir, vakum uygulanarak hücre elde edilir ve usulüne uygun cama yayılarak patolojiye gönderilir. İyi huylu-kötü huylu ayrımı yapmak, bazı tümör tiplerini tanımak için yapılır. Bu yöntem en sık tiroid bezi ve lenf bezlerinde uygulanır.

*Tru-cut (core) Biyopsi: Organ veya dokuya otomatik atış yapan özel dizayn edilmiş iğnelerle giriş yapılır. Kısmen daha kalın bir iğne olmakla birlikte işlem hemen hemen ağrısızdır. Lezyondan doku parçası çıkarıldığından; üst düzeyde tanı almak, tümörün alt tiplerini ayrıştırmak ve alınan materyalden genetik çalışmalar yapmak mümkün olmaktadır. Aspirasyon yöntemine göre daha sık tercih edilir. Bu yöntem en sık karaciğer ve meme lezyonları için kullanılmaktadır.

*Vakum Biyopsi: Sadece meme lezyonları için kullanılır. Özel bir iğne yardımıyla vakum yapılarak doku elde edilir. Diğer yöntemlere göre daha fazla doku elde edilir ancak daha komplike ve pahalıdır.

Her üç yöntemde, biyopsi işlemi yaklaşık 10-15 dakika sürer ve hasta birkaç saat kadar gözlem altında tutulduktan sonra evine gönderilir.

 

Görüntüleme kılavuzluğunda biyopsi en çok tiroid, meme, karaciğer, akciğer, prostat, böbrek, pankreas ve kemikte kullanılır. Ancak, vücudumuzda görüntüleme yöntemleriyle görülebilen ve emniyetli olarak iğne ile girilebilen her bölgeden biyopsi alınabilir. Ağrısız, ameliyatsız, kesi ve dikiş gerektirmeyen, cerrahi yöntemler ile kıyaslandığında riskleri son derece düşük girişimsel işlemler olarak değerlendirilir.

Her işlemin olduğu gibi görüntüleme eşliğinde biyopsilerin de bazı riskleri vardır. Hastaların yaklaşık binde birinde giriş yerinde enfeksiyon ya da ciddi kanama görülebilir. Akciğer biyopsisi olanların yaklaşık yüzde ikisinde akciğer zarlarının arasına hava kaçması nedeniyle tüp takılması gerekebilir. Bununla birlikte; çok nadir olan bu tür risklerine karşın sunduğu büyük avantajlar nedeniyle tüm dünyada hem hekimler hem de hastalar tarafından tercih edilmektedir. Görüntüleme cihazlarını rutinde bilen ve kullanan, deneyimli bir girişimsel radyolog ile işlem riskleri belirgin olarak azalmaktadır.